Roma

Nisan’da Roma (2008)

Hepimiz birden Roma’ya gitmeye karar verdikten sonra, THY’den İstanbul-Roma uçak biletlerimizi aldık ve otel arayışına giriştik. Bunlar, Roma’ya gideceğimiz Nisan ayının başından yaklaşık iki ay önce gerçekleşiyordu. Vatikan’a yakın bir yerde, S.Pietro semtinde Monte del Gallo sokağındaki küçük ama şirin bir otel olan 3 yıldızlı Hotel Alessandrino’ya rezervasyon yaptırdık.

   Hotel Alessandrino’nun bulunduğu sokaktaki bakkalın önünden Vatikan…

Roma’da görmek istediğimiz ve gezebileceğimiz yerleri planlamıştık daha önceden.

Vatikan Meydanı ve Vatikan Sarayı, Aşk çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, Venedik Sarayı, Colosseum, Forum ve Pantheon, Castello di Angelo, bir de Roma’nın en büyük meydanı olan Piazza Navona.

Sabah Atatürk Havalimanında buluştuk ancak Cem ve Mukadder aynı uçağa yer bulamadığımız için öğleden sonraki uçakla arkamızdan geleceklerdi.

İki saatlik kısa bir uçuştan sonra Fiumicino Havalimanına indik. Roma’da üç gün geçirecektik, bu yüzden üç gün geçerli olan Romapass kartı almamızın yararlı olacağını düşünmüştük. Bu kartla hem sınırsız şehiriçi ulaşımımızı gerçekleştirebilecek, hem de seçtiğimiz iki müze veya tarihi yere ücretsiz girebilecektik. Diğer bir çok yere de indirim olanağı sağlıyordu.

Havalimanının içine kadar uzanan tren garına gittik ve Hem 20 euroya Romapass kartımızı hem de Roma için regional tren biletimizi aldık. Romapass havalimanına gidiş gelişlerde geçerli değil. Ayrıca direkt Roma garına (Roma Termini) giden Leonardo express var ama hem daha pahalı, hem de hiç bir istasyonda durmuyor. Bizim Trastevere istasyonunda inip S. Pietro’ya geçmemiz gerektiğinden, FR1’e binmemiz gerekiyordu.

İtalya’da tren istasyonlarında genellikle peron girişlerinde makineler var: Ticket validation machine. Aldığınız bileti bu makinelere okutturuyorsunuz. Üzerine tarih ve saat atıyor.

30 dakikalık bir tren yolculuğundan sonra Trastevere istasyonunda indik ve aktarma yaparak FR3’e bindik. Uzunca bir tünelden geçip bir istasyon sonra S. Pietro istasyonunda indik, kısa bir yürüyüş ile kalacağımız Hotel Allessandrino’ya geldik.

Hotel Alessandrino’nun girişi

Eşyalarımızı bıraktıktan sonra Cem ve Mukadder gelene kadar küçük bir keşif gezisine çıktık. Yürüyerek kaldığımız otele yaklaşık bir kilometre uzaklıkta olan Vatikan’a gittik.

Sonra Via della Conciliazione’den yürüyerek merkeze doğru ilerledik. Bir otobüse binerek şehir turu attık, Roma dondurmasının tadına bakmak için sabırsızlanıyorduk zaten. Onu anlatmaya gerek yok! Akşamüstü otele döndüğümüzde Cem ve Mukadder de gelmek üzereydi. İstasyonda onları karşıladıktan sonra akşam otelin olduğu mahallede dolaştık, pizza yedik. Gece de otele dönerken otelin sokağındaki bakkaldan şarap ve peynir aldık, hep beraber yorgunluğumuzu attık.

Sabah kahvaltıdan sonra iyice dinlenmiş olarak programımızı uygulamaya başladık.

Önce Venedik meydanına ve meydanın arkasındaki Venedik Sarayına gittik.

Orayı gezdikten sonra tam karşısından girilen ve bütün ünlü mağazaların bulunduğu Via del Corso’yu yürüyerek geçtik. Buradan da sağdaki Via delle Muratte sokağına dönerek hemen ilerideki Aşk Çeşmesine (Fontana di Trevi) geldik.

Omzumuzdan arkaya doğru paramızı da çeşmeye attıktan sonra, ara sokaklardan İspanyol merdivenlerine yöneldik.

Mesafe yaklaşık 500 metre. Aşk çeşmesine para attıktan sonra Roma insanları kendisine bağlarmış ve yine gidilirmiş. (Doğru çıktı, bu sene aynı  ekip yine fontana di trevideydik).

Bundan sonraki hedefimiz Plaza del Popolo idi.

Burada Roma’nın simgesi olan kurttan süt emen Romulus ve Remus’un heykelini görecektik. Bir sonraki hedef ise Plaza Navona.

Roma’nın en büyük ve en popüler meydanı. Artık aradaki dondurma, pizza ve kahveleri anlatmıyorum. Makarna ve şarapları da!

Sırada Colosseum ve Forum var.

Romapass’ın avantajını burada gördük. Çünkü Colosseum girişinde bilet kuyruğu çok uzundu ama Romapass’ı olanlar boş turnikelerden kolayca içeriye girebiliyordu. Colosseum oldukça etkileyici bir yer. Daha sonra dışarı çıkıp Forum ve diğer tarihi harabeleri dolaştık.

Dönüşte ise Piazza Campo de Fiori’ye uğradık.

Çiçek pazarı meydanı. Bu meydanda her yerde çiçekçiler ve güzel kafeler var. Cumartesi günleri de pazar kuruluyor. Bu pazarda Güney İtalya’ya özgü bir çeşit limon likörü olan “Limoncello”yu tatmak ya da taze kesilmiş ev makarnalarından almak da mümkün. Alın yani! Benim favorim bu meydan oldu.

Ara sokaklar…Hotel Alessandrino’dan çıkıp Vatikan’a doğru giderken…

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra yürüyerek Vatikan’a gittik, kiliseyi gezdik.

Daha sonra da Tiber nehri kıyısındaki Castel Sant’ Angelo’yu.

Castello Sant’ Angelo’dan Tiber nehrine ve Ponte Sant’ Angelo’ya bir bakış…

Genelde gezilerimizde son gün öğleden sonrasını serbest bırakıyoruz ve herkes ne isterse onu yapıyor. Alışveriş, ya da görmek istediği diğer yerleri gezmek gibi. Biz de biraz alışverişten sonra Trastevere’ye gitmeye karar verdik, Çok doğru bir karar vermişiz.

Trastevere küçük sokaklar, küçük kafeler ve resrotanların olduğu, Tiber nehrinin karşı kıyısında çok şirin bir mahalle.

Tiber nehrinin üzerindeki köprülerle  yürüyerek Tiber adasına (Isola Tiberina) ve oradan da karşıya geçtik Genelde gezi programlarına konmadığını ya da atlandığını farkettim. Ama burası da mutlaka görülmeli bence. Bizim sahil kıyılarındaki Kaş ya da Bodrum gibi yerlere benziyor biraz.

Biraz dolaştıktan sonra çok hoş tipik bir italyan restoranını gözümüze kestirdik. Odun ateşinde fırında tipik italyan pizzaları yapıyorlardı.

Arkadaşlarımızın da burayı görmesini istedik. Günün sonunda arkadaşlarımızla buluşacağımız yer, Piazza Campo de Fiori’deki güzel bir kafe idi. Kafede buluşup bir şeyler içtikten sonra da hep birlikte Trastevere’deki İtalyan restoranına gittik.

Son gün kahvaltıdan sonra trenle havalimanına dönerek Roma’ya ileride bir gün belki bir daha gelmek üzere veda ettik.

Notlar:

1-Bir günümüz daha olsaymış, trenle günübirlik Floransa’ya gidebilirmişiz.

2-Romapass biz gittiğimizde 20 euro idi ama şimdi 30 euro olmuş. Havalimanından Roma’ya giden tren de 5 euro’dan 8 euroya çıkmış. Havaş benzeri otobüsler de var, onlar da Roma Termini’ye gidiyor.

3- Hem otel, hem de kaldığımız oda hoşumuza gitti. Oda küçüktü, balkonu da yoktu ama bizim için yeterliydi. Kahvaltısı da fena sayılmazdı. Klasik kurvasan, reçel ve kahve . Biraz da peynir, salam ve bal. İki kişi oda kahvaltı 100 euroya kaldık.

4-Pizzaları pizzacıda oturmadan da yiyebiliyorsunuz. Hem çok güzel, hem de çok çeşitli pizzalar var. Tezgahtaki pizzalardan istediğiniz kadar kestiriyorsunuz, tarttırıp parasını ödüyorsunuz. Yanına da istediğiniz içeceği alıyorsunuz. İsterseniz ayaküstü, isterseniz de oradaki masalardan birine oturup çok da fazla zaman kaybetmeden bizim de birkaç kez yaptığımız gibi pizza-şarap keyfi yapabiliyorsunuz.

5-Roma’da çeşme sularının içilebildiğini söylemişlerdi. İlk gün çeşme suyunun tadına baktım, bir şey olmadı. Daha sonraki günlerde hep sokaktaki çeşmelerden su içtim. Böylece yanımda pet şişe taşımaktan da kurtulmuş oldum. Tadı da oldukça güzeldi.

6-Marketten limoncello, parmesan peyniri ve tetrapak kutuda şarap aldık. Ayrıca otelin yakınında kurulan semt pazarından da taze kesilmiş makarna.

7-Trastevere’deki İtalyan restoranında ben patlıcanlı pizza, eşim de risotto yemeyi düşünüyorduk ama hiçbir şey yiyemedik.

Reklamlar
Bu yazı Gezi Yazıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

10 Responses to Roma

  1. Hakan Bilgen dedi ki:

    Gitmiş ve sizinle sanki sizinle gezmiş gibi oldum Muratcım. Böylece eğer gidersem herşey çok tanıdık gelecek sayende..çok teşekkürler..

  2. İbrahim AYVAZOĞLU dedi ki:

    Aynı otel mart ayında 3 gece için oda fiyatı 530 tl vermiş öneriniz nedir uygun mu memnun kaldınızmı?Yanıtlarsanız sevinirim..Bookingden ayırtacağım.Teşekkürler.İbrahim AYVAZOĞLU

    • ozermurat dedi ki:

      Otelin Fiyatı uygun. Biz Nisan ayının başında 3 gece için 300 euro vermiştik. Otobüs durağına ve tren istasyonuna bir kaç yüz metre uzaklıkta. Memnun kaldık. Ayrıca yakındaki bakkalı, süpermarketi ve semt pazarını da tarif ederim size. Bir de en önemlisi otobüs durağının önündeki Trattoria’yı. Tipik italyan lokantası yani…

  3. Gonca Çalışkan dedi ki:

    Tur olmadan gidemem diye düşünüyordum, ama rehberliğiniz çok güzel, valizi kapıp gidesim geldi. Bir de Sitenin başındaki iştah açıcı fotoğrafa baktıkça”gezip gördükleriniz sizin olsun, yiyip içtiklerinizi anlatın” diyesim geliyor, ama zaten anlatıyorsunuz:)

  4. Nurhan GÜZEL dedi ki:

    2003’ün 13 ekiminde Roma da bulundum anlatımlarınız ve resimlerinize baktığımda birkez daha anımsadım ve anladımki; tarihi eserler ve şehirler ancak böyle korunur..Elimizdeki Roma benzeri İstanbul’umuzu daha nekadar bozacağız….!Gezilerinize ve gözlemlerinize sağlık…

  5. Anonim dedi ki:

    geçen ay en yakın dostum da oradaydı.anlata anlata bitiremedi.şimdi sizin anlatışınız da eklenince orada olasım geldi.hep gitmek istediğim bir şehir.sanat ve tarih kokan ..sayenizde oradaymış gibi oldum,teşekkür ederim.ama ben de mutlaka gitmeliyim.

  6. Geri bildirim: Barselona | Gezi Yazıları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s