Eskişehir

Eskişehir’e gider miyiz?

Eskişehir’i mutlaka görmek gerek. Günübirlik de olur, bir gece kalınsa da. Ankara’dan hızlı tren ile (YHT) bir buçuk saatte gidiliyor Eskişehir’e.

Trendeki koltukların yarısı ters, yarısı düz. Artık şansınıza. Ama hiç fark etmiyor;  çünkü trene binerken kulaklık veriyorlar, tren kalkarken de monitörde film başlıyor. Film mi izleyeyim, monitörün köşesindeki hızı mı takip edeyim, yoksa yanımda getirdiğim dergiyi mi okuyayım, veya koridorda satış yapan garsondan kahve alıp onu mu içeyim diye düşünene kadar Eskişehir’e geliniyor bile.

Tek problem, yakın zamanda bir kaç sefer gidecek olursanız, hep aynı filmi izlemek zorunda kalıyorsunuz. Ama kulaklıktaki diğer kanallardan çeşitli müzikleri dinleme şansı da var.

Eskişehir’de garda inince danışmanın önündeki raflardan harita almayı unutmayın. Diğer ülkelerde tren istasyonları, otellerin resepsiyonları gibi her yerde bulabileceğiniz şehir haritalarını (belki vardır ama), ben Eskişehir’den başka yerde görmedim.

Gardan çıkıp sola dönüp İstasyon caddesinden doktorlar (İsmet İnönü) caddesine kadar 200 metre yürüyün. Caddede sağa doğru biraz yürüyünce tramvay istasyonunu göreceksiniz. Etraftaki büfelerden birinden de tek binişlik tramvay kartınızı aldıktan sonra otogar yönüne giden 1 numaralı ilk gelen tramvaya binin. Üç durak sonra “Atatürk Lisesi”nde inin. Caddenin karşısına baktığınızda Atatürk lisesini göreceksiniz. Sağda da Alaaddin camiyi. Yukarıya doğru yürüyün.

Caddeden karşıya geçince, önünüzdeki evler, Tarihi Odunpazarı Evleri. Kafanıza göre dolaşın evlerin ve sokakların arasında.

Adı bulvar ama kendisi sokak genişliğinde olan Kemal Zeytinoğlu Bulvarından yukarıya Kurşunlu Külliyesine kadar yürüyün.

 

Soldaki dar sokaklardan birine girerek külliyenin bahçesine girin, Lületaşı müzesi ve hediyelik eşyalar satan dükkanları dolaşın. Çıkabilirseniz, yaklaşık 1 km yukarıda şelale de var.

Sokak aralarını dolaşınca yorulmuşsunuzdur. Yine aynı yoldan aşağı inin, akcamiye gelmeden meydandaki kahvehanelerin önünde oturup bir Türk kahvesi molası verin. Karşınıza bakın, methelvacının yanında bir fırın göreceksiniz. Oradan da taş fırın ekmeği ve haşhaşlı tava ekmeği alabilirsiniz. Dinlendiniz mi? Aşağı inip sağa dönün, trafik ışıklarını geçince caddeden karşıya geçin, yunus emre caddesinden aşağıya doğru yürümeye başlayın. Nereye mi gidiyoruz? Kırım çibörekçisine çibörek yemeye. Herkes merkezdeki papağan’ı önerir ama benim favorim bu.

Hem biraz yürüyünce iyice acıkırsınız. Porsuk çayı üzerindeki köprüyü geçene kadar yürüyün. Sonra tramvay hattını takip edin. Fazla değil, 200 metre kaldı. Sağda Kırım çibörekçisini göreceksiniz. Verin siparişlerinizi ve acı biber sosuyla gelen çiböreklerin tadına varın. Bu arada masadaki yazılardan çibörek ne anlama geliyormuş, onu okursunuz.

Karnınız doydu ve dinlendiyseniz biraz da Porsuk kıyısında dolaşmaya ne dersiniz? Tramvay yolunu takip ederek geri dönün. Porsuk çayını görünce de hangi kıyısında isterseniz dolaşın. Hatta ikisinde birden. Kalabalık neredeyse siz de oraya gidersiniz zaten.

Dolaşırken Amsterdam’dakine benzer kanal botlarını göreceksiniz. Takip ederseniz, iskelesini de bulursunuz. İskelenin yanındaki sokaktan geçin, Venedik pastanesinden dondurmanızı alın ve öyle binin tekneye.

15- 20 dakika porsuk çayında gidip geliyor. Bir de müziğin sesini fazla açmasalar daha iyi olacak.

Yorulduysanız, etrafınız zaten kafelerle dolu. Seçin beğenin istediğinize oturun. Kanatlı alışveriş merkezi de, eski tuğla fabrikasından dönüştürülen Espark alışveriş merkezi de çok uzağınızda değil.

Haller Gençlik merkezi ve barlar sokağı da öyle.

    

Bir de ben göreyim derseniz, Tülomsaş’ın bahçesinde sergilenen “Devrim Otomobili” de.

Nereler kaldı?

  

Kentpark ve içindeki Eskişehir’in plajını unuttuk.

Sazova Bilim ve kültür parkını unuttuk.

  

Bir de met helva alacaktık. Köprübaşı caddesinden geçip, değirmen sokağa dönün. Devamında biraz ileride sağda göreceksiniz.

Akşam kalıyor muyuz, dönüyor muyuz?

Kalıyorsak bir seçenek eski silo binasından otele dönüştürülmüş olan İbis Otel olabilir. Üstelik gara da barlar sokağına da yakın.

O zaman şimdi akşam nerede ne yiyeceğimizi planlayalım. Balığa ne dersiniz? Hemen İbis otelin karşısında Masa Balık’ı atlamayın bence. Arka bahçede bir masaya geçin, afiyet olsun.

Yemekten sonra da hemen yandaki sokak, barlar sokağı zaten (Vural sokak). Hareketli ya da sakin, nasıl bir yer istiyorsanız seçin oturun. Bir bira da benim için içersiniz artık. Çıkışta hala enerjiniz varsa ve yangından sonra yeniden açıldıysa, Espark’ın karşısındaki 222Park sizi bekliyor.

Notlar:

1- Eskişehir’li dostlarımdan, Eskişehir’de yaşayan ya da Eskişehir’i bilen arkadaşlarımdan ricam, benim yazım mutlaka eksik gelecektir size, yanlış bildiğim şeyler olabilir, düzeltilmesi gereken yerler de vardır mutlaka. Beni uyarın ve eleştirin. Gerekli değişiklikleri yapar ya da eklerim.

Reklamlar
Bu yazı Gezi Yazıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to Eskişehir

  1. Gonca Çalışkan dedi ki:

    Yaz başında günibirlik gittik biz, hava çok sıcaktı, odunpazarında ve porsuk kıyısında dolaştık ama çok bunaldık. Daha serin bir mevsimde ve ve rehberliğiniz ışığında tekrar gitmek lazım… Devrim otomobilini görmedim mesela…

  2. Reşat Kılıç dedi ki:

    Yıllar önce gitmiştim Eskişehir e.Gerçekten eski,köhne ,tarihi eserlerin nerdeyse yok olmaya yüz tuttuğu bir görünümdeydi. Bundan yaklaşık 4 ay önce “kent yönetimine sosyolojik bakış” adı altında bir sunum yapmak üzere Sayın Büyükerşan ın konuğu olarak yeniden gittiğim de gözlerime inanamamıştım.Adeta yeni bir dünya,bir kent yaratılmıştı. Sizin ölümsüzleştirdiğiniz kareler de ıspatı. Umarım gelecek nesil yaptıklarınızı taktirle anarlar. Hoş anmasalar bile bir mesai arkadaşınız olarak ben “Ellerinize,emeğinize sağlık ” diyor selam ve sevgilerimi yolluyorum. Reşat Kılıç

  3. Anonim dedi ki:

    dr’cuğum cam atölyesinden bahsetmemişsin, odun pazarının resimleri var kendisi yok.
    güzel bir şehirden güzel görüntüler ve yorumlar emeğine sağlık.
    ufuk avcı

  4. Oğuz dedi ki:

    Değerli Murat Bey bir Eskişehirli olarak çok duygulandım. Teşekkürler, iyi çalışmalar. Oğuz ÜRKER.

  5. muzeyyen dedi ki:

    harika olmuş bence hepsi güzel…..diğer yazılar sanki profesyonel yazılmış….
    emeğinize sağlık…devamını bekleriz….

  6. sarpworks dedi ki:

    97 veya 98 yilinda gitmistim. Porsuk cayinin etrafina yaklasilmiyordu. Cok kotu kokuyordu. Daha sonralari gazetelerde cikan haberler ve resimlerden sonra belediye baskani sehre gercekten sahip cikmis ve cok buyuk degisiklikler yapmis. Yolum hic dusmuyor ama duserse mutlaka 1 gunde olsa gezecem.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s