Rodos

Eylül’de Rodos

Eylül ayının ilk günü, güneşli bir Cumartesi  sabahı Ankara’dan  otomobille yola çıktık. Akşam üzeri Marmaris’te kalacağımız  Apart otele geldik ve eşyalarımızı bırakıp Marmaris’te dolaşmaya başladık. Önce Yeşil Marmaris Lines acentasına giderek ertesi sabah Rodos için rezervasyon yaptırdık. Daha sonra çarşıda dolaştık, saat kulesinin önündeki havuzdaki ışık ve ses gösterisini izledik, yemek yedik.  Gece aparta dönerken de yakındaki taksi durağıyla konuşup sabah saat 7:45’de bizi alarak limana götürmelerini istedik. Otomobilimizi otelin otoparkına bıraktık, dönene kadar da sorunsuz bir şekilde orada kaldı.

Limanda 58 euroya gidiş dönüş biletimizi alıp check-in işlemimizi yaptırdıktan sonra sakin bir şekilde pasaport işlemlerini tamamladık ve bizi Rodos’a götürecek olan katamarana bindik. Saat 9:00’da hareket ederek 1 saat 10 dakikalık keyifli bir yolculuktan sonra da Rodos limanına ulaştık. Orada da bir kaç dakikada pasaport işlemlerini tamamladık ve dışarıda bekleyen mersedes taksilerden birine binerek kalacağımız Parthenon otele gittik. Taksiler şehir içinde her yere 5 euroya gidiyor ancak bizim bagajımız da olduğundan 7 euro verdik.

Otele iki gece için üç kişi kahvaltı dahil geceliği 55 euroya rezervasyon yaptırmıştık. Uzatmak istediğimizi söylediğimizde dolu olduğunu söylediklerinden, biz de diğer otellere baktık. Hem daha merkezde, hem de daha geniş odaları olan oteller vardı. Bunların arasında genellikle restoranların ve barların yoğun olduğu Nikiforou Mandilara sokağının köşesindeki Hotel Athena hoşumuza gitti ve üçüncü günün sabahında kahvaltıdan sonra bu otele taşındık. Oraya da kahvaltı dahil geceliği 55 euro ödedik. Üstelik kahvaltısı daha zengindi; hem beyaz peynir, hem de kaşar peyniri vardı. Zeytin mi? O da ne? Evet vardı ama çok ekşi sirke tadında iri kalamata zeytin! Sadece bir tane tadına baktım. Zaten zeytine mücevher muamelesi yapılıyor adalarda. Marketlerde, hediyelik eşya satan yerlerde vakumlu ambalajda ve neredeyse tane ile satılıyor!

Adaya deniz tatili için gitmiştik ve plajlarının ününü daha önceden duymuştuk. Bu nedenle gündüzleri denize girdik, öğlenleri de plajda bazen marketten aldığımız peynir, meyve gibi şeyleri bazen de pita gyros dedikleri dürüm dönerlerden yedik Akşamları da uzo eşliğinde kalamar yedik doyasıya.  Yemekten sonra da genellikle Old town dedikleri kale içinde gezindik. Bizdeki Kaş’a benziyordu daha çok.

İlk günün akşamında old townda Sokrates cadddesinden girilen Menekleous sokağındaki Odyssey restauranta oturduk. Kızım Doğa her zamanki gibi kalamar tava istedi kendisine.

Biz de eşimle beraber ikimiz için kalamar dolma sipariş ettik.

Yanında da uzo elbette. Önce küçük şişede uzo ile beraber buz geldi masamıza. Türk olduğumuzu öğrenince su da getirdiler. Ardından da ekmek ve zeytin ezmesi. Yemeğin üzerine de dondurma ve meyveli yoğurt ikram ettiler. Beraberinde de Türkçe, Yunanca ve İngilizce sohbet…

İkinci akşamımızda ise yeni Rodos’taki Nikiforou Mandilara sokağındaki Jason Restaurant’a gittik. Orada da pizza , makarna ve elbette kalamar tava sipariş edip yine bir karaf uzo ile beraber akşamın tadını çıkardık. Bu sefer ikram dondurma ve Türk kahvesiydi.

Otelimizi değiştirdiğimiz üçüncü günümüzde kale içine (old town) bir de gündüz gidelim dedik. Rodos’a gelen cruise gemilerinden dolayı oldukça kalabalıktı ama çok keyifliydi. Sokrates caddesini, Hipokrat meydanını, Şövalyeler sokağını, Süleyman camisini, Büyük üstadın Sarayını (Palace of Grand Master) bir de gündüz gözüyle gördük. Sonra yine Elli plajında denize girdik.

.

Adanın kuzeyi sürekli rüzgar aldığından kuzey ve kuzeybatı kısmındaki plajlar hep dalgalı. Hatta rüzgar zaman zaman iyice şiddetlendiğinden yürümek bile zorlaşıyor. Ama adanın kuzeydoğu ucundaki akvaryuma kadar yürüyüp de oradan güneydoğuya doğru dönünce bütün rüzgar kesiliyor ve o dalgalı deniz yerini dümdüz, çok sakin bir denize bırakıyor. O kısımda denize girmenin de tadına doyulmuyor. O gün geç saatlere kadar plajın tadını çıkarınca yemek için hem fazla vaktimiz kalmadı, hem de yeni çarşı (New Bazaar, Nea Agora) içindeki George’un yerinde bir kez daha pita yemek istediğimiz için George abiye uğrayıp tavuklu pita ve kuzu etli pita yedik. (ızgarada kuzu etinden adana kebap gibi pişirilip, dürüm ekmeği içinde patates kızartması, caciki ve soğan ile birlikte servis ediliyor).

Yanında da buz gibi Alfa bira. Mythos’un yerini tutmuyor ama Alfa da güzel. (Bardaktaki buğuya dikkat).

Dördüncü günümüzde ise belediye otobüsüyle 5 euroya Lindos’a gittik.

Lindos, Rodos’un güneyinde ve Rodos’a 48 km. uzaklıkta şirin bir kasaba. Adaya gelen ziyaretçilerin Rodos merkezden sonra en çok gittikleri yermiş.

.

.

Plajı çok meşhurmuş. Haçlı kalesi ve Akropolisi de. Otobüs 1 saat 15 dakikada ulaştı Lİndos’a. Ama otobüslerin son durağı, biraz yukarıdaki yol ayrım yerinde. Oradan aşağıya 500 metre kadar inmek gerekiyor. Aşağıdaki meydanda ortada çok büyük bir ağaç var ve herkes gölgesinden yararlanıyor.

.

Daracık sokakları hediyelik eşya satan dükkancıklar, tavernalar ve büfeler ile dolu. Sokakların arasından yokuş yukarı çıkılarak kaleye gidiliyor.

Plaja gitmek için ise yine meydandaki büyük ağacın yanından 300-400 metre kadar aşağıya inmek gerekiyor. Muhteşem sahili ince kumlu ve sığ. Ancak gezi için gelen teknelerden sızan yağlı sular belli bir kısımda deniz üzerinde tabaka oluşturmuş. Hangi plajda olursa olsun, mutlaka istediğiniz konumda boş şezlong ve şemsiye bulabiliyorsunuz.

İstediğiniz yeri seçip oturduktan bir süre sonra da görevli amca ya da teyze gelip iki şezlong ve şemsiye için 8 euro alıp makbuz veriyor. Plajlarda duş, tuvalet ve soyunma kabinleri de var. Ayrıca Lindos’taki plajların arkasında boydan boya tavernalar da dizili.

Lindos’tan dönüşte yukarıdaki otobüs durağına herkes gibi Lindos Belediyesinin otobüsü ile çıktık. Rodos’a otobüsler saat başı kalkıyordu. Beş on dakikalık bir gecikme ile bindiğimiz otobüsü kullananlar ise yerli halktan çok genellikle yabancı turistlerdi.

Akşam, bir gün önceden gözümüze kestirdiğimiz Napoleon Restaurant’a gittik. Bu restoran da N. Mandilara sokağındaydı.

Kızımız soğan çorbası, salata, kılıç balığı ızgara ve dondurmadan oluşan menü sipariş etti, biz de yine birer porsiyon kalamar tava. Yanında yine bir karaf Midilli uzosu elbette.

Yine önce kadehler, uzo, buz ve su geldi. İçi buz dolu birinci kadehler bittiğinde de nefis kılıç balığı ve kalamarlar…

Denediğimiz üç restaurant da hem servis, hem yemekler, hem mekan hem de fiyat olarak oldukça iyiydi. Bir daha Rodos’a yolumuz düşerse uğrarım yine aynı yerlere, ayrıca Rodos’a gideceklere de şimdiden önermeye başladım bile… Bu arada George abiyi de unutmamak lazım…

Dönüşte bir gece daha Marmaris’te kalmamak için sabah kalkan katamaranla dönmeyi tercih ettik. Resepsiyondaki hanımefendi bizim için kahvaltıdan sonra bir taksi çağırdı ve limana giderek beklemeden check in yaptık ve yine beklemeden pasaport kontrolünden geçerek katamarana bindik.

Bu Rodos gezisiyle beraber de 2012 gezi sezonumuzu kapattık ve önümüzdeki senenin gezi hayalleri ve düşünceleriyle sonbaharı çoktan yaşamaya başlamış olan Ankara’ya döndük…

Notlar:

1- Aslında bu yazıda hiç fiyat yazmayacaktım. Ancak konuştuğum kişiler, arkadaşlarım merak ederek hep bir şeylerin fiyatlarını soruyorlar. Ben de sonunda bir fikir versin diye bazı şeylerin ne kadar olduğunu yazmaya karar verdim. Bu da örnek menü:

2- Yine yanıldım, kot pantolonumu ve montumu fazladan yük ettim kendime. Akşamları rüzgar olmasına rağmen sıcaklık 24 derecenin altına inmiyordu. Hep şort ve sandaletle dolaştım.

3- Adalar arası ulaşım tahmin ettiğimden kolay. 12 adalar içinde diğer adalara dodecanese seaways ya da blue star feribotları ile sürekli ulaşılabiliyor. Ayrıca Rodos’tan diğer adalara günlük gezi düzenleyen tur tekneleri de daha ucuz bir alternatif. İleride bu yolu denerim gibi görünüyor.

4- Özellikle old town’da yerlere döşeli çakıl taşları çok hoşuma gitti. Milyonlarca çakıl taşı var. Hatta iki renkli taş kullanıp desenler yapmışlar yollara.  Yürürken içimden hep ayaklarımı sürtmek geldi o taşlara. Bir çeşit masaj gibi yani!

5- Marmaris çam balıyla ünlü. Ancak kaldığımız apartta sabah kahvaltıda getirdikleri reçel, yağ gibi küçük kutulardan bala benzeyenin üzerinde “bal aromalı şurup” yazıyordu! Çok bozuldum… 

6- Kale Muğla arası yaklaşık 30 km. yol bir felaket. Daha doğrusu neredeyse yol yok!

7- Rodos’un şemsiyeleri ve şemsiyecileri de meşhur. Otobüs durağına giden caddede sağlı sollu şemsiyeci dükkanları dolu. Rodos malı olanların yanında çeşit çeşit italyan ve Çin şemsiyeleri de var.

Reklamlar
Bu yazı Gezi Yazıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to Rodos

  1. Gonca Çalışkan dedi ki:

    Biz de gitmek istiyoruz, rehberliğinize teşekkürler. Ayrıca
    2012 sezonunu neden kapattınız Murat Bey, daha yıl sonuna çok var.

  2. Cengiz KURT dedi ki:

    Murat’cım keyifli bir gezi olmuş; paylaşımların da çok yerinde. Özellikle ücretlerin yer alması, daha sonra gidecekler için planlama kolaylığı; eline gözüne sağlık
    Mutlu tatillere

  3. Reşat Kılıç dedi ki:

    Aslında fiat olayı sizi bazı sorulardan kurtarmıştır.Ama yine de gözlemlerinizin içeriği harika. Siz sindire sindire gezmiş ve keyf almışsınız.Bu da sizin neyi görmek istediğinizi bilmenizden kaynaklanıyor. Yani laf olsun diye gezmemişsiniz. Sevgili doktorum yol arkadaşın olmayı çok isterdim.Umarım bu isteğimi yeni yapacağın gezi proğramların da değerlendirirsin .Selam ve sevgiler. Reşat Kılıç

  4. İbrahim AYVAZOĞLU dedi ki:

    çok güzel olmuş ..aynı rotayı değil ama aynı otelda 1 gece kalmayı düşünüyprum.Yemak trecihimizde aynı olacak muhtemelen…Teşekkürler…

  5. Murat Tümer dedi ki:

    Murat cım, yazı şahane tam gezgin gözüyle anlatmışsın ama Rodosun meşhur bot cam bardakta verilen 1lt lik birası nerde onu göremedim :)), ayıptır söylemesi abin onu da denedi

  6. Anonim dedi ki:

    Sevgili doktorum bir site bu kadar faydalı olabilirdi ancak.Çok teşekkür ederim Georgun yerini değil ama diğer yerleri elimle koymuş gibi sayende bulduk.Napolyonda kalamarımızı balığımızı salatamızı yedik.Midilli uzomuzu içtik aynen tarif ettğin gibi şemsiye ve uzo muzu aldık.Bizde Aynen Athene otelde bir gece konakladık..Bir tek bira tercihimiz farklı idi biz Heinekein tercih ettik.Teşekkürler …
    darısı roma tariflerinin başına…Bu arada aralıkta Bosna Herseğe gidiyoruz varsa önerilerinizi alayım…

    • ozermurat dedi ki:

      Yazımın bir işe yaradığına sevindim İbrahim Bey,
      Umarım benim tercihlerim sizin de hoşunuza gitmiştir.

      • İbrahim AYVAZOĞLU dedi ki:

        Hem o kadar işe yaradı ki.Kesinlikle çok faydalı oldu…Roma yı siteden takip ettim ama yine de canlı önerilerinizi alalım .İbrahim AYVAZOĞLU

  7. İbrahim AYVAZOĞLU dedi ki:

    Bu arada biz otele taksi ile gidemedik 28 Ekim Rodos için ÖZGÜRLÜK günü imiş meydan törenler için kapatılmış otele yürüyerek gittik ama yine de elimizle koymuş gibi bulduk.

  8. Selcen ULUTAS dedi ki:

    Selam ben birsey sormak istiyorum.Donuste sabah katamaran ını tercih ettik yazmıssınız. Bu katamaran Türk sirketlere mi ait yoksa yunan sirketlere mi ait? Gunden 1 den fazla katamaran mı var? Vize basvurusunda gemi bileti gidis donus alınıyor. Siz gezinizi uzatmıssınız. Donus bileti sirket tarafından istediginiz gune iptal mi edildi? Yoksa sirket esnek mi donus tarihlerini degistirmek konusunda? Tesekkur ederim.

    • ozermurat dedi ki:

      Aslında biz bileti sabah gidiş, akşam dönüş almıştık.Ancak sabah dönmemizin bizim için daha uygun olduğuna karar verince şirketin acentasına giderek biletimizi değiştirdik. İstediğiniz gibi değişiklik yapabiliyorsunuz, bir problem yok.
      Sadece adalıların rehaveti var! Katamaranlar karışık çalışıyor. Türk de Yunan da denk gelebilir. Bizimkinde mürettebat Türktü.

      • Selcen dedi ki:

        Biz Fethiyeden Rodosa gidecegiz. Rodostan direk Bodruma donmek istiyoruz. Cunku Fethiyeye dondugumuzde de zaten otobusle bodruma gececegiz. Fakat gitmek istedigimiz feribot firmasinin donus icin bodruma seferleri yokmus. Vize basvurusu icin de gidis donus bileti sart sanirim. O sebeple sordum aslinda size. Veyahutta gidisi baska firmadan donusu baska firmadan mi almaliyiz? Veya sadece gidis bileti alsak vize verirken sorun cikarirlarmi. Bi tavsiyeniz varsa paylasirsaniz sevinirim. Tesekkur ederim.

      • ozermurat dedi ki:

        Bizim yeşil pasaportumuz olduğundan vize ile hiç ilgilenmedik. Üzgünüm ama bir fikrim yok. Dönüşü açık alın, muhtemelen yanacak. Sonucu paylaşırsanız sevinirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s