Her Fotoğrafın Bir Öyküsü Vardır.

Her fotoğrafın bir öyküsü vardır.

Kimi hemen anlatılır,

kimi de sessizce ve sabırla hatırlanacağı günü bekler yıllarca.

  

1991 yılının Ekim ayıydı. Tıp fakültesinden mezun olmuş, mecburi hizmet kurasını çekip göreve başlamadan önce son bir kez tatil yapalım demiştik. Cüneyt’in Murat 124’ü ile Pamukkale’ye gitmiş, ilk gecemizi de o zamanlar hala beyaz olan ve hala kenarına kadar arabayla gidilebilen travertenlerin gölgesinde arabamızın içinde geçirmiştik. Daha sonra Marmaris’ten Antalya’ya kadar tüm kıyı şeridini dolaşacak, maceralar yaşayacaktık.

Akdeniz serinlemiş, sahilleri boşalmış, bizim gibi zamansız gezen gezginlere kalmıştı bütün kıyılar.

Marmaris ve Köyceğiz’de geçirdiğimiz birkaç günden sonra Ölüdeniz’e gelmiştik. Bu arada Köyceğiz’de tanıştığımız Almanya’lı Frank de bize katılmıştı. Ölüdeniz’de Motel Meri’nin önünde deniz kıyısında ahşap bungalowlarda kalıyorduk.

Fethiye’de limanda dolaşırken ertesi gün için, o zamanlar çok ünlü olan Göcek körfezindeki  12 adalar turuna katılmaya karar vermiştik.

Sabah Fethiye’den denize açılmış ve ilk olarak Göcek iskelesine yanaşmıştık. Orada biraz dolaşıp alış veriş yaptıktan sonra “Yassıca ada” denen ve ortasında minik bir gölet olan küçük bir adaya gelmiştik. Kaptan, öğle yemeğini bu adada yiyeceğimizi söylemiş, biz de yemek hazırlanana kadar biraz dolaşmaya, adanın yüksekçe bir tepesine çıkıp fotoğraf çekmeye karar vermiştik.

Zaten o zamanlara her fırsatta yürüyor, her gördüğümüz tepeye tırmanıyorduk yaptığımıza “trekking” dendiğini bilmeden!”

Tepeye ulaştığımızda, bizim teknemizin demir almış ve kıyıdan uzaklaşmakta olduğunu görecek, koşa koşa kıyıya indiğimizde ise kıyıda teknemizi bulamayacaktık. Sadece açıkta küçük kayığında balık avlamaya çalışan bir balıkçı ve biraz daha açığa demirlemiş Avusturya bandıralı bir yelkenli görecektik. Bağırarak balıkçıya sorduğumuzda bizim teknenin gittiğini, ancak bizi kayığına alıp diğer adaya götüremeyeceğini söyleyecekti. Yanımızdaki Frank diğer teknedekilerle konuştuğunda ise mesafeden dolayı zar zor anladığımız kadarıyla onların da daha yeni geldiklerini ve bu geceyi de bulundukları yerde demirli olarak geçireceklerini öğrenecektik.

Bu arada hava kapamış, bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Ve bizim üzerlerimizde ise sadece şort, sandalet ve fotoğraf makinelerimiz vardı. İşte bu fotoğraf o adada, o anda, çaresiz oturmuş beklerken ve ne yapacağımızı düşünürken, yağmur da başlamadan hemen önce çekilmişti.

Yağmur başlayınca Avusturya teknesindekiler zodiac botlarına atlayıp yanımıza gelecek, bizi alıp kendi teknelerine götüreceklerdi.

Akşamüstü, bizim teknenin gittiği yönden gelen ve bizimkine benzer bir gezi teknesinin adaya yaklaştığını görecektik. Daha sonra o tekneye geçecek ve onların diğer tekneyle yaptığı telsiz konuşmasından bizim teknedekilerin karar değiştirerek yemek için başka bir yerde durmaya karar verdiklerini ve bizi de unutmuş olduklarını öğrenecektik. O tekneyle Fethiye’ye geri dönecek, bizi unutan teknenin gelmesini bekleyip orada kalan eşyalarımızı alacak ve bir daha da yıllarca 12 adalar turuna katılamayacaktık.

Frank: Antalya’da ayrıldıktan sonra tatilinin bitimine yakın Ankara’ya uğradı ve bir gece de konuğumuz oldu. Daha sonra kendisinden haber alamadık.

Cüneyt: Şimdi eşi ve kızıyla beraber Ankara’da yaşıyor. Aile hekimi olarak çalışıyor. Kişisel gelişim ile ilgili çalışmalar yapıyor, hipnoz ve hipnoterapi konularında eğitimler veriyor.

Murat:  O da eşi ve kızıyla beraber Ankara’da yaşıyor. Esenboğa’da uçak sesleri ile iç içe çalışıyor. Eskilerden gelen fotoğrafların öykülerini yazıyor.

Reklamlar
Bu yazı Gezi Yazıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Her Fotoğrafın Bir Öyküsü Vardır.

  1. sevinç erol dedi ki:

    tüm sayfayı dolaştım…bayağı uzun sürdü…gittiğim ve gördüğüm yerlerin bu kadar güzel olduğunu farketmemiştim.sanırım tekrar giderim.gitmediğim yerlere gitmek için can atıyorum şimdi.çok teşekkür ederim.harika bir anlatım ve fotoğraflar da çok güzel..gezi sevenlere rehber olmuşsunuz.yüreğinize sağlık.

  2. Fulya ÜNALP TAŞKIN dedi ki:

    Resimler çok doğal ve güzel çıkmış, harika bir nostalji yaşatıyor.Gezdiğiniz yerleri çok güzel anlatmışsın, oturduğum yerden oraları gezmiş kadar oldum.Seksenleri tekrar yaşadım,çok teşekkürler. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s